Merkez Bankası 2018 para ve kur politikasını açıkladı

Merkez Bankası, 2018 Para ve Kur Politikası raporunda ana fonlama aracının haftalık repo olmasının hedeflendiği belirtildi.

(HABERAL25) 

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2018 Yılı Para ve Kur Politikasını açıkladı. TCMB fiyat istikrarına odaklı para politikası duruşunun korunduğu bir çerçeveyi esas aldığı kaydedilirken, enflasyon hedeflemesi temel para politikası rejimi olmaya devam edeceği açıklandı. Para politikası kararları, enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeler dikkate alınarak oluşturulacağı vurgulanırken, enflasyonun hedefle uyumlu seviyelerde tutulması amaçlanırken finansal istikrar da gözetilecek. Ayrıca, TCMB, enflasyonun düşürülmesine engel olan yapısal unsurları ortadan kaldırmak için diğer kurumlarla işbirliği içinde çalışmaya devam edeceği belirtildi.

TCMB'nin temel amacı fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmektir. Bu doğrultuda, 2018-2020 döneminde geçerli olacak enflasyon hedefi Hükümet ile varılan mutabakatla uyumlu olarak yüzde 5 seviyesinde belirlendi. 2018-2020 dönemine ilişkin Orta Vadeli Program kapsamında enflasyonun yüzde 5 hedefine kademeli olarak yakınsayacağı öngörüldü. TCMB'nin hesap verme yükümlülüğünün bir unsuru olan belirsizlik aralığı, önceki yıllarda olduğu gibi her iki yönde 2 yüzde puan olarak korundu. Gerçekleşen enflasyonun yıl sonunda belirsizlik aralığının dışında kalması durumunda ise Hükümet'e 'Açık Mektup' yazılacak.

Dalgalı döviz kuru rejimi sürdürüldü. Uygulanmakta olan kur rejiminde, döviz kuru bir politika aracı olarak kullanılmadığı kaydedildi. Döviz arz ve talebini belirleyen esas unsurlar, iktisadi temeller, uygulanan para ve maliye politikaları, uluslararası gelişmeler ve beklentiler. TCMB'nin nominal ya da reel herhangi bir kur hedefi bulunmadığı açıklandı. TCMB, döviz kurundaki hareketlerin fiyat istikrarını kalıcı olarak etkilemesi durumunda, sahip olduğu araçlarla gerekli tepkiyi verecek. Ayrıca, döviz kurunun iktisadi temellerden belirgin şekilde kopması ve finansal istikrara dair risk oluşturması halinde bu duruma kayıtsız kalınmayacak. TCMB, döviz piyasasının etkin bir şekilde çalışabilmesi için döviz kuru gelişmelerini ve buna dair her türlü risk faktörünü yakından takip etmeye, gerekli önlemleri almaya ve ilgili araçları kullanmaya devam edecek. Bununla birlikte, uygulanmakta olan döviz kuru rejiminde kur riskinin iktisadi birimler tarafından yönetilmesi önem arz ediyor.


Para Politikası Gelişmeleri

2016 yılı ikinci yarısında yaşanan küresel ve jeopolitik önemli şokların ardından 2017 yılının başlarında döviz kurlarında yaşanan oynaklık ve bu durumun enflasyon görünümü üzerindeki etkisi, para politikası kararlarında belirleyici oldu. Döviz kuru gelişmelerinin enflasyona dair yukarı yönlü riskleri artırması nedeniyle TCMB, Ocak ayında enflasyon görünümündeki bozulmayı sınırlamak amacıyla güçlü bir parasal sıkılaştırma yapmış; hem gecelik vadede hem de Geç Likidite Penceresi (GLP) uygulaması çerçevesinde, borç verme faiz oranlarını yükseltmişti. Buna ek olarak; TCMB, bu gelişmelerin fiyat istikrarı ve finansal istikrar üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkileri önlemek amacıyla bazı likidite tedbirleri de almıştı. Bu çerçevede, bir hafta vadeli repo ihalesi açılmadı, gecelik vadede fonlama miktarı kademeli olarak azaltılıp ve sistemin fonlama ihtiyacının giderek artan kısmı GLP'den sağlanmaya başlandı. Ayrıca, TCMB döviz likiditesi yönetiminde esneklik sağlayacak önlemler de aldı. Bu amaçla, TCMB, yabancı para zorunlu karşılık oranlarını indirdi, Türk Lirası Depoları Karşılığı Döviz Depoları piyasasını açtı.

Döviz kurlarında yıl başında gözlenen bu harekete ek olarak, emtia fiyatları ve dolar cinsinden ithalat fiyatlarındaki gelişmeler de maliyet baskılarının artmasına yol açtı; 2017 yılında enflasyonda kayda değer bir yükseliş yaşandı. Enflasyon beklentilerinin ulaştığı yüksek seviyeler ile çekirdek enflasyon görünümüne ilişkin gelişmelerin fiyatlama davranışlarına dair risk oluşturması, para politikasında sıkı duruşun devamını gerektirdi. Bu nedenle, TCMB, 2017 yılının Ocak ayında başladığı parasal sıkılaşmayı Mart ve Nisan aylarında kademeli olarak artırdı; Haziran ve Temmuz aylarında sıkı duruşunu korudu; Eylül ve Ekim aylarında yaptığı iletişimle para politikasının temkin düzeyini kademeli olarak güçlendirdi. Ekim ve Kasım aylarında jeopolitik risklerle birlikte gözlenen kur hareketleri ve petrol fiyatlarındaki artışlar enflasyon görünümüne dair yukarı yönlü risk oluşturdu. Bu çerçevede Kasım ayında TCMB bünyesinde faaliyette bulunan Bankalararası Para Piyasasında bankaların borç alabilme limitleri gecelik vadede yapılan işlemler için sıfıra düşürülerek, TCMB fonlamasının tamamı GLP'den sağlanmaya başlandı. Böylelikle TCMB ortalama fonlama maliyeti yaklaşık 25 baz puan yükseltilerek yüzde 12,25 seviyesine getirildi. Mevcut durumda TCMB'nin GLP borç verme faizi yüzde 12,25, gecelik borç verme faiz oranı yüzde 9,25 ve haftalık repo faizi yüzde 8 seviyelerinde bulundu.

TCMB Kasım ayı başında, fiyat istikrarına ve finansal istikrara destek sağlamak amacıyla rezerv opsiyonu mekanizması (ROM) kapsamında döviz imkânına ilişkin üst sınırı yüzde 60'tan yüzde 55'e düşürdü, tüm dilim aralıklarını da 5'er puan aşağı çekti. Bu karara ek olarak, 1 Şubat 2018 tarihine kadar vadesi dolacak olan reeskont kredilerinin, vadesinde ödenmesi halinde, geri ödemesinin Türk lirası olarak
yapılabilmesine olanak tanıdı; Kasım ayında Türk Lirası Uzlaşmalı Vadeli Döviz Satım ihalelerine başlandı.

TCMB, 2017 yılında enflasyon görünümüne karşı sıkı, döviz piyasasında dengeleyici ve finansal istikrarı destekleyici duruşunu korudu. Ayrıca, TCMB fonlamasının büyük oranda GLP kanalıyla yapılmasına bağlı olarak, 2017 yılı boyunca para politikasının öngörülebilirliği önemli ölçüde arttı. Merkez Bankası 2018 yılında da fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edeceği belirtildi. Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme ve hedeflerle uyum sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruş kararlılıkla sürdürülecek; ihtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma yapılabilecek.

Karar alma süreci ve iletişim politikası

Para Politikası Kurulu (Kurul), 2018 yılında önceden açıklanan bir takvim çerçevesinde yılda sekiz toplantı yapacak. Para politikası kararı ile kısa gerekçesi, İngilizce çevirisi ile birlikte, toplantının hemen ardından saat 14.00'te; Kurul'un ayrıntılı değerlendirmelerini içeren toplantı özeti ise toplantıyı takip eden beş iş günü içinde TCMB internet sayfasında yayımlanacak. Önümüzdeki dönemde iletişim politikası destekleyici bir araç olarak etkin bir biçimde kullanılacak. Para politikasının temel iletişim araçları Kurul duyuruları ve Enflasyon Raporu. Enflasyon Raporu yılda dört defa yayımlanacak. Kamuoyu ile iletişimin daha etkin şekilde yapılabilmesi amacıyla Enflasyon Raporları, bilgilendirme toplantılarıyla tanıtılacak.

Bunlara ek olarak, yatırımcılarla ve analistlerle teknik içerikli görüşmeler yapılmaya devam edilecek. Ayrıca yurt dışındaki finans merkezlerinde yatırımcılarla düzenli toplantılar gerçekleştirilecek. Sanayi ticaret odaları ve diğer reel sektör temsilcileriyle görüş alışverişinde bulunmaya imkân tanıyacak toplantılar 2018 yılında da sürdürülecek. Reel ekonomik aktiviteyi yakından izlemek, anlamak ve reel sektörle iletişimi sağlamlaştırmaya yönelik olarak bölgesel ve sektörel düzeydeki çalışmalar da devam edecek. Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri tüm boyutlarıyla anlamaya yönelik söz konusu çalışmalar, para politikası karar alma süreçlerine de girdi sağlayacak.

Finansal İstikrar Raporu, TCMB'nin önemli bir iletişim aracı olmaya devam edecek. Bunun yanı sıra, para ve kur politikası çerçevesine ilişkin kamuoyuyla paylaşılan duyurular ile TCMB'nin faaliyetleri ve para politikası uygulamaları hakkında Bakanlar Kurulu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu ve diğer platformlarda Başkan tarafından yapılan sunumlar da kamuoyunun bilgilendirilmesinde önemli bir paya sahip olacak.

Fiyat istikrarının ekonomik istikrar açısından öneminin ve tüm ekonomik aktörlere sağlayacağı kazanımların kamuoyuyla paylaşılması iletişim politikasının temel önceliklerinden birisi olmaya devam edecek. Bu bağlamda, başta Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi kapsamındaki çalışmalar olmak üzere, enflasyonda ilave katılık ve oynaklığa yol açan yapısal unsurlarla ilgili kamuoyunda farkındalığı artırmaya ve ilgili paydaşlarla eşgüdüm sağlamaya yönelik çabalar sürdürülecek.

Mali disiplinin sürdürülmesi Türkiye ekonomisinin olumsuz dış şoklara karşı duyarlılığını azaltan temel unsurlardan biri oldu. Fiyat istikrarına ulaşılabilmesi için maliye politikalarında da disiplinin sürmesi esas sayıldı. Bu kazanımların korunarak daha da ileriye götürülmesi önem taşıdı. Yasası gereği fiyat istikrarına odaklanmış bir Merkez Bankası, bütçe ve maliye politikası gelişmelerini yakından takip eder. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde de maliye politikası, yönetilen/yönlendirilen fiyatlar ve vergi düzenlemelerine ilişkin gelişmeler enflasyon görünümüne etkileri bakımından izlenmeye devam edilecek.

Türk lirası likidite yönetimi

Likidite yönetimi genel ilkeleri

TCMB, likidite yönetimi genel çerçevesini belirlerken;
Kısa vadeli faiz oranlarının Kurul tarafından belirlenen faiz koridoru içerisinde uygun görülen düzeyde oluşmasının sağlanması,
Uygulanan likidite yönetimi stratejisi ile uyumlu şekilde para piyasalarının etkin ve istikrarlı çalışması,
Ödeme sistemlerinin kesintisiz çalışmasının temini,
Kullanılan araçların para politikasının etkinliğini desteklemesi,
Operasyonel yapının piyasalardaki olağandışı gelişmelere karşı yeterli esnekliğe sahip olması amaçlarını hedefledi. Bu amaçlara ulaşmak ve para politikasının etkinliğini artırmak için likidite yönetimi genel çerçevesi belirlenirken, piyasadaki likidite düzeyi ve likiditenin sistem içindeki dağılımı da dikkate alındı.

Likiditeyi etkileyen faktörler ve 2017 yılında likidite gelişmeleri
Bankacılık sisteminin fonlama ihtiyacı, asıl olarak aşağıdaki faktörler tarafından belirlenmektedir:

Para tabanı değişimleri,
a) Emisyon hacmindeki değişimler,
b) Bankaların TCMB nezdindeki Türk lirası (TL) mevduat bakiyelerindeki değişimler,

TCMB'nin piyasa ile gerçekleştirdiği TL işlemler,
a) TL karşılığı döviz alış/satış işlemleri,
b) Türk Lirası Depoları Karşılığı Döviz Depoları İşlemleri,
c) İhracat reeskont kredisi işlemleri,
d) Devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) ve kira sertifikası alım/satım işlemleri,
e) Ödenen/tahsil edilen faizler, cari harcamalar,

T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının (Hazine) piyasa ile gerçekleştirdiği TL karşılığı işlemler,
a) DİBS ve kira sertifikası itfa ile ihraç farkı (TCMB'ye yapılan itfalar hariç),
b) Faiz dışı fazla girişleri,
c) Özelleştirme ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kaynaklı transferler ile diğer kamu işlemleri.

2016 yıl sonu itibarıyla 95,5 milyar TL olan sistemin fonlama ihtiyacı, 20 Kasım 2017 tarihi itibarıyla 119,1 milyar TL'ye yükseldi. 2017 yılında, emisyon hacmi ve bankaların TCMB nezdindeki serbest mevduat hesap bakiyelerinde görülen değişim nedeniyle TL likiditesinde 9,3 milyar TL artış görülürken, TCMB işlemleri nedeniyle 3 milyar TL, kamu işlemleri nedeniyle ise 29,9 milyar TL azalış gerçekleşti.

2017 yılında yapılan döviz işlemleri kapsamında;
I - 20 Kasım 2017 tarihi itibarıyla Türk Lirası Depoları Karşılığı Döviz Depoları Piyasasından bankalara sağlanan 4,1 milyar dolar döviz likiditesi karşılığı Türk lirası likiditesinde 15,7 milyar TL azalma
gerçekleşti.
II - Enerji ithalatçısı kamu iktisadi teşebbüslerinin döviz ihtiyacının 6,9 milyar dolar tutarındaki kısmının Hazine ve TCMB tarafından doğrudan karşılanması nedeniyle Türk lirası likiditesinde 25,4 milyar TL azalma meydana geldi.

6 Kasım 2017 tarihli basın duyurusu ile ROM kapsamındaki döviz imkânına ilişkin üst sınırda ve dilim aralıklarında değişiklik yapılması TL likiditesinde daraltıcı etki oluşturdu.

İhracat reeskont kredileri kapsamında 17 Şubat ve 6 Kasım 2017 tarihlerinde yapılan iki ayrı basın duyurusu yoluyla belirlenmiş tarihler arasında vadesi dolan reeskont kredilerinin geri ödemelerinin Türk lirası cinsinden yapılabilmesine olanak tanınmıştır.

2017 yılı için belirlenen 15 milyar nominal TL portföy hedefi çerçevesinde, 2017 yılı başında 13,9 milyar nominal seviyesinde bulunan APİ portföyü için yıl içinde itfası gelen 2,0 milyar nominal kıymet dikkate alınarak 3,0 milyar nominal tutarında kıymet alınmış, böylece yıl sonu portföy hedefine ulaşılmıştır.

TCMB tarafından 2017 yılı başında döviz kurunda yaşanan oynaklıkların ve ekonomik temellerden uzaklaşan fiyat oluşumlarının fiyat istikrarı ve finansal istikrar üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkileri sınırlamak üzere bir çerçeve ortaya koyuldu.

Bu doğrultuda, TCMB tarafından;

I - 12 Ocak 2017 tarihinden itibaren bir hafta vadeli miktar yöntemiyle repo ihalesi açılmadı.
II -TCMB bünyesinde faaliyette bulunan Bankalararası Para Piyasasında (BPP) Temmuz 2016 tarihinden itibaren sınırsız olarak uygulanan bankaların borç alabilme limitleri (BAL), 11 Ocak 2017 tarihinden
itibaren toplam 22 milyar TL'ye, 16 Ocak 2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ise toplam 11 milyar TL'ye düşürüldü. Ayrıca, 22 Kasım 2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, söz
konusu limitler sıfırlandı.

III - 16 Ocak 2017 tarihinden itibaren gerekli görülen günlerde Borsa İstanbul (BİST) bünyesindeki Bankalararası Repo/Ters Repo pazarında TCMB tarafından yapılan fonlama tutarının sınırlandırılmasına başlandı, 10 Mart 2017 tarihinden itibaren BİST fonlaması bazı günlerde sağlanmadı, 3 Mayıs 2017 tarihinden sonra ise söz konusu kanaldan fonlama yapılmadı.
IV - Kotasyon ve repo ihalesi fonlamalarına ara verilmesiyle, bankaların gün sonunda kalan likidite ihtiyaçları GLP borç verme faiz oranından GLP depo ve repo işlemleriyle limitsiz olarak karşılandı. 2017 yılının genelinde likidite ihtiyacının önemli bir bölümü GLP borç verme oranından karşılandı.
V - GLP uygulamasına başlanmasının ardından bankaların gün içinde likidite yönetimlerini daha etkin bir şekilde yapabilmesine imkân tanımak amacıyla 6 Mart 2017 tarihinden itibaren, daha önce BAL
kapsamında yer alan Gün İçi Likidite İmkânı (GİL) limitleri için ayrı limit tahsis edilerek, bankalara BAL'a eşit bir limiti gün içinde kullanma imkânı verildi. Ayrıca, GİL işlemlerinin gün sonunda GLP işlemlerine mahsup edilmesi (GİL geri ödemelerinin gün sonunda GLP borçlanmasına dönüştürülmesi) mümkün hale getirildi. Son olarak, 22 Kasım 2017 tarihinden itibaren, GİL limitleri 21 Kasım 2017 tarihi itibarıyla geçerli olan BAL'ın iki katı olarak belirlendi.

TCMB nezdinde gerçekleştirilen TL işlemlerin teminat koşullarının sadeleştirilmesine ve şeffaflaştırılmasına yönelik teknik çalışmalar 2017 yıllında da devam etti. Bu çerçevede, 11 Ağustos 2017 tarihinden itibaren TCMB nezdindeki piyasalar teminat işlemlerinin ortak bir platform üzerinden gerçekleştirilmesini amaçlayan Ortak Teminat Projesi kapsamında;
I - BPP'de gerçekleştirilen tüm işlemler (TL depo, GLP depo ve GİL) için kullanılan teminat depoları birleştirilmiştir.
II - BPP işlemlerinde teminata getirilen kıymetler karşılığı kullanılabilecek limitlerin hesaplanmasında, açık piyasa işlemlerinde olduğu gibi teminatların iskonto edilmesi yöntemi esas alınmaya başlanmıştır.

2018 yılında likidite politikası ve operasyonel çerçeve

2018 yılında TCMB likidite politikası ve yönetimine ilişkin operasyonel çerçeve aşağıdaki şekilde oluşturuldu:
I - TCMB temel fonlama aracının 1 hafta vadeli repo işlemleri olması hedeflendi. Diğer taraftan, para politikası ve likidite yönetimi çerçvevesinde gerek duyulmayan günlerde 1 hafta vadeli repo ihalesi açılmayacak.
II - Koşulların gerektirmesi durumunda, vadesi 91 günü aşmayacak şekilde; geleneksel yöntemle repo ihaleleri ve TL depo satım ihaleleri açılabilecek.
III - Uygun görülmesi halinde geleneksel ihale yöntemi ile bir hafta vadeli "Gün İçi Repo İhalesi" açılabilecek. Gün içi repo ihalelerine verilebilecek toplam teklif miktarı ilan edilen ihale tutarı ile sınırlı olacak.
IV - Likidite yönetimi çerçevesinde, Hazine Müsteşarlığı Varlık Kiralama Şirketi (HMVKŞ) tarafından ihraç edilen TL cinsi kira sertifikası karşılığında kotasyon yöntemiyle gerçekleştirilen gecelik vadeli repo imkânının sağlanması durumunda tüm katılımcılar bu imkândan yararlanmaya devam edecek.
V - DİBS ve/veya HMVKŞ tarafından ihraç edilen TL cinsi kira sertifikası karşılığında gerçekleştirilen GLP Repo uygulamasına devam edilecek.
VI - Gerekli görülen günlerde Borsa İstanbul bünyesindeki BIST Repo-Ters Repo Pazarı ve Bankalararası Repo-Ters Repo Pazarında faiz koridoru dâhilindeki gecelik faiz oranlarından TCMB tarafından yapılan fonlama tutarının sınırlandırılması uygulamasına devam edilebilecek.
VII -TCMB, bünyesindeki Bankalararası Para Piyasasında gecelik vadede borçlanma ve borç verme faiz oranlarını ilan etmeye devam edecek. Bankalar ihtiyaç duymaları halinde limitleri ile sınırlı olmak üzere teminatları karşılığında TCMB borç verme faiz oranından borçlanabilecekler, likidite fazlalığı oluşması halinde ise limitsiz olarak TCMB borçlanma faiz oranından TCMB'ye TL borç verebilecekler.
VIII - TCMB, mevcut uygulamada olduğu gibi GLP borçlanma ve borç verme faiz oranlarını ilan etmeye devam edecek. Bankalar, bu çerçevede TCMB'den teminat karşılığı olmak üzere limitsiz olarak borçlanabilecek ya da TCMB'ye borç verebilecekler.
IX - TCMB, likidite operasyonlarına ilişkin bilgi ve sonuçlarını veri dağıtım firmaları aracılığıyla ilan etmeye devam edecek.

TCMB, 2017 yılında olduğu gibi, fiyat istikrarına ulaşma amacı doğrultusunda likidite araçlarını uygun bir bileşimle ve öngörülebilirliği destekleyecek şekilde kullanmaya devam edecek.

TCMB'nin, her türlü likidite durumunu dikkate alarak; BIST Repo-Ters Repo Pazarı ve Bankalararası Repo-Ters Repo Pazarındaki faiz oranlarını kontrol edebilmesi, sistemin fonlama ihtiyacını yönetebilmesi, likidite yönetimi araç çeşitliliğini ve operasyonel esnekliğini koruyabilmesi için teknik nedenlerle açık piyasa işlemleri portföyünde yeterli miktarda DİBS veya HMVKŞ tarafından ihraç edilen TL cinsi kira sertifikası bulundurması gerekir.

Bu kapsamda;

I - 2017 yılı için nominal 15 milyar TL olarak belirlenen TCMB açık piyasa işlemleri portföy büyüklüğünün ilave alım seçeneği saklı kalmak kaydıyla, 2018 yılında nominal 16 milyar TL olarak belirlenmesi,
II - Portföyde bulunan kıymetlerden vadesi 2018 yılında gelecek nominal 5,8 milyar TL'lik kısım dahil, 2018 yılında nominal 6,8 milyar TL doğrudan alım işlemi gerçekleştirilmesi,
III - Doğrudan alım işlemlerinin, TCMB açık piyasa portföyünün itfa profili, piyasadaki likidite koşulları ve Hazine Müsteşarlığının iç borçlanma programı dikkate alınarak yıl içerisinde dengeli ve öngörülebilir bir çerçevede gerçekleştirilmesi, doğrudan alımı yapılacak kıymetlerin alım yapılacak ayın ilk iş günü saat 10.00'da veri dağıtım firmaları aracılığıyla ilan edilmesi,
IV - Alım ihalelerinin pazartesi, çarşamba ve/veya cuma günleri bir iş günü sonrası valörlü gerçekleştirilmesi,
V - Her bir ihale tutarının nominal en fazla 150 milyon TL olması,
VI - İhalelere ilişkin diğer hususlarda mevcut düzenlemelerin geçerli olması ile birlikte gerektiğinde her türlü değişikliğin yapılabilmesi, planlandı.

Döviz likiditesi yönetimi ve rezerv gelişmeleri

2017 yılında döviz likiditesi ve rezerv gelişmeleri
2017 yılında TCMB tarafından döviz likiditesi yönetiminde kullanılan başlıca araçlar Türk lirası depoları karşılığı döviz depoları ihaleleri, enerji ithalatçısı kamu iktisadi teşebbüslerine yapılan döviz satışları ve zorunlu karşılıklar oldu. Bu araçlara ilave olarak, 20 Kasım 2017 tarihinden itibaren Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım ihalelerine başlandı. Diğer taraftan, döviz likiditesi araçları arasında yer almakla birlikte 2017 yılında Türk lirası karşılığı döviz alım/satım ihalelerinin kullanılmasına ve doğrudan döviz alım/satımı yapılmasına ihtiyaç duyulmadı. Benzer şekilde, bankaların TCMB'den döviz deposu almak üzere kullanabilecekleri yaklaşık 50 milyar dolar seviyesinde toplam limitleri bulunmakla birlikte 2017 yılında herhangi bir kullanım olmadı.

18 Ocak 2017 tarihinde başlanan Türk lirası depoları karşılığı döviz depoları işlemleri ile toplamda en fazla 6,25 milyar dolar tutarında geçici döviz likiditesi sağlandı. 20 Kasım 2017 tarihinde başlanan Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemleri ile 30 Kasım 2017 tarihi itibarıyla toplam 1,2 milyar dolar tutarında işlem yapıldı.

2017 yılında enerji ithalatçısı kamu iktisadi teşebbüslerine yaklaşık 6,9 milyar dolar satılırken, ihale yöntemiyle veya doğrudan döviz satışı yapılmadı.

Zorunlu karşılıklar ve ROM, döviz rezervlerini ve döviz likiditesini etkileyen diğer önemli araçlar oldu. 2017 yılında yabancı para zorunlu karşılık oranları tüm vade dilimleri için 50 baz puan indirilmiş olup, bu
yolla piyasaya yaklaşık 1,5 milyar dolar döviz likiditesi sağlandı. Ayrıca, 6 Kasım 2017 tarihinde yapılan basın duyurusuyla ROM kapsamında döviz imkân oranının üst sınırının yüzde 60'tan yüzde 55'e
düşürülmesi ve tüm dilim aralıklarının da 5'er puan aşağı çekilmesi sonucunda sisteme yaklaşık 1,4 milyar dolar döviz likiditesi sağlandı.

2016 yılı Ekim ayında, altın cinsinden tasarrufların ekonomiye kazandırılması ve rezervlerin artırılması amacıyla, işlenmiş veya hurda altından dönüştürülen standart altının zorunlu karşılığa kabul edilmesine yönelik olarak ROM kapsamında yüzde 5 oranında yeni bir imkân dilimi oluşturuldu ve bu dilimin rezerv opsiyonu katsayısı 1 olarak belirlendi. Söz konusu imkân 2017 yılında da bankalarca kademeli şekilde artan oranda kullanılmaya devam edildi.

Finansal kuruluşlar, ROM imkânlarını istikrarlı bir biçimde kullanmakta olup, TL ve yabancı para cinsi göreli maliyetlerdeki değişim ile kısa dönem likidite ihtiyaçlarını dikkate alarak her zorunlu karşılık döneminde ROM kullanım oranlarını ayarladı.

Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu'nun 45'inci maddesi çerçevesinde, döviz üzerinden düzenlenen senetlerin reeskonta kabulü suretiyle Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş. (Türk Eximbank) ve ticari bankalar aracılığıyla ihracatçılar ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetlerde bulunan firmalara Türk lirası olarak kullandırılan reeskont kredileri, vade sonunda döviz olarak geri ödenmesi
özelliğiyle 2017 yılında da TCMB döviz rezervlerine katkı sağlayan araçlardan biri olmaya devam etti.

İhracat reeskont kredilerine Bankamızca vadesine göre aşağıdaki faiz oranları uygulandı.
I - 0-120 gün vadeli kredilere 1 aylık LIBOR/EURIBOR,
II - 121-360 gün vadeli kredilere ise 6 aylık LIBOR/EURIBOR.

İhracat reeskont kredilerinin sektörel ve bölgesel bazda çeşitlendirilmesi ve kredi kullanan firma sayısında görülen artış dış ticaretin dengelenmesine katkı sağladı. Ayrıca, ihracat pazarlarının genişletilmesi ve katma değeri yüksek ürünlerin üretimi de teşvik edildi.

Yılın ilk ve son çeyreğinde, piyasalarda yaşanan gelişmeler ve döviz kurlarındaki yüksek oynaklık göz önünde bulundurularak, finansal istikrarı desteklemek amacıyla, reeskont kredisi kullandırılan firmalara yabancı para cinsinden borçlarının TL cinsinden ödenmesi suretiyle kolaylık sağlanması hedeflendi.

Bu çerçevede:

I - 2017 yılı Şubat ayında yapılan değişiklikle; 1 Ocak 2017 tarihinden önce kullandırılan ve 31 Mayıs 2017 (dahil) tarihine kadar vadesi dolacak olan reeskont kredilerinin, vadesinde ödenmesi kaydıyla, geri ödemelerinin TL olarak da yapılabilmesine imkân tanınmış; bu işlemler için TCMB tarafından 2 Ocak 2017 tarihinde ilan edilen döviz alış kurlarının esas alınması kararlaştırıldı. Bu kapsamda 683 firmaya kullandırılan yaklaşık 4 milyar dolar karşılığında bin 714 adet reeskont kredisi TL olarak geri ödendi.

II - 2017 yılı Kasım ayında yapılan değişiklikle; 6 Kasım 2017 tarihinden önce kullandırılan ve 1 Şubat 2018 (dahil) tarihine kadar vadesi dolacak olan reeskont kredilerinin geri ödemelerinin, kredinin vadesinde ödenmesi kaydıyla, TL olarak yapılabilmesine olanak tanınması ve bu işlemlerde dolar için 3,70, euro için 4,30, İngiliz sterlini için 4,80 kurlarının; kredi kullanım tarihindeki işlem kurunun sabitleme kurundan yüksek olması durumunda ise kredi kullanım tarihindeki işlem kurunun esas alınması kararlaştırıldı.

2017 yılının sonunda yaklaşık 20 milyar dolar olması beklenen reeskont kredisi kullanımının 2018 yılında da benzer seviyede gerçekleşeceği, TCMB döviz rezervlerine katkının 2017 yılı sonunda yaklaşık 12,3 milyar dolar, 2018 yılında ise 18 milyar dolar civarında olması öngörüldü. Döviz likiditesini etkileyen bu işlemler sonucunda, 2017 yılında brüt döviz rezervleri bir önceki yıla göre yaklaşık 9 milyar dolar tutarında artış kaydetti.

TCMB nezdinde dolar cinsinden tutulan zorunlu karşılıklara, rezerv opsiyonlarına ve serbest hesaplara ödenen faiz, uluslararası piyasalardaki referans faiz oranlarındaki gelişmeler dikkate alınarak 2017 yılında toplam 50 baz puan artırıldı.

Bankalar ve finansman şirketlerinin TCMB nezdindeki bloke zorunlu karşılık ve ihbarlı döviz mevduat hesaplarında tutulan euro cinsi döviz hesap bakiyelerine uygulanmakta olan yüzde 0 oranındaki komisyonda 2017 yılında herhangi bir değişiklik yapılmadı.

2018 yılında döviz likiditesi yönetimi

TCMB nezdindeki Döviz Depo Piyasasında bankalara toplam yaklaşık 50 milyar dolar limit ile 1 hafta vadeli döviz likiditesi imkânı sağlanmaya devam edilecek. Bankalar kendilerine tanınan limitler çerçevesinde TCMB'ye 1 hafta, 2 hafta ve 1 ay vadeli teminat döviz depo getirebilecek. Enerji ithalatçısı kamu iktisadi teşebbüslerinin döviz ihtiyacının gerekli görülen kısmı Hazine ve TCMB tarafından doğrudan karşılanacak. 2018 yılında, Türk lirası depoları karşılığı döviz depoları ihaleleri ile Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım ihalelerine devam edilebilecek. Piyasa derinliğinin kaybolmasına bağlı olarak spekülatif davranışlar sonucunda kurlarda sağlıksız fiyat oluşumları gözlenmesi ve aşırı oynaklık durumlarında piyasaya esnek ihaleler yoluyla veya doğrudan müdahale edilebilecek. Döviz ve efektif piyasalarında TCMB ile söz konusu piyasalarda işlem yapmaya yetkili bankalar arasında gerçekleştirilen döviz karşılığı efektif işlemlerine 2018 yılında da devam edilecek. Altın cinsinden tasarrufların ekonomiye kazandırılarak rezervlerimizin artırılması amacıyla; yurt içi yerleşiklerden toplanacak işlenmiş veya hurda altından dönüştürülmüş standart altınlar ile yurt içinde cevherden üretilen standart altınların Türk lirası karşılığında alımına ilişkin bankalara tanınan imkânlar 2018 yılında da devam ettirilecek.
TCMB, geçmişte olduğu gibi 2018 yılında da döviz piyasasının sağlıklı çalışması ve döviz likiditesinin dengelenmesi amacıyla, döviz arz ve talep gelişmelerini yakından takip ederek gerekli önlemleri almaya
devam edecek. 


05.12.2017 14:34:29